Gelecek Turizmde Blog

10/1/2016

Kars’ta keşfedilmeyi bekleyen çok yer var

ORÇUN DALARSLAN

Türkiye’de turizm potansiyeli çok yüksek olup keşfedilmeyi bekleyen o kadar çok yer var ki, ülkemizin en doğusundaki kentlerimizden Kars da bunlardan sadece birisi. Tatil planları yaparken aklımıza Ege ya da Akdeniz sahilleri, belki Karadeniz’in yaylaları geliyor ama nedense kent merkezinde yer alan tarihi binalarıyla, çevresindeki doğal ve tarihi güzellikleriyle, kültürü ve mutfağıyla gerçekten cezbedici olan bu güzel şehir gelmiyor.

 

KARS ŞEHİR MERKEZİ

Kars şehir merkezi, ilk bakışta, yüksek apartman binalarının dizildiği tipik Anadolu şehirlerinden farksız görünüyor. Ama sokaklarında gezindikçe karşınıza Rus mimarisinden izler taşıyan tarihi binalar çıkmaya başlıyor. Özellikle de kentin bembeyaz karla kaplı olduğu kış mevsiminde bu binalar adeta ışıldıyor. Ayakta kalan son binalar da tarihe ve bilinçsizliğe karşı ayakta durmaya çalışıyor. Kentte son dönemde yavaş da olsa artmaya başlayan turizm de bu binalar için kurtarıcı olmuş, zira birkaç tanesi Karslı aileler ve iş adamları tarafından butik otele dönüştürülmüş. Hotel Katerina Sarayı, Kar’s Hotel ve Hotel Cheltikov, konaklayacak olmasanız bile mutlaka gidip görmeniz gereken yapılar arasında yer alıyor.

 

 

ANİ ANTİK KENTİ

Kars kent merkezine 48 km mesafede yer alan Ani Antik Kenti, en parlak dönemlerini 9. ve 10. yüzyıllarda yaşamış olan tarihi bir Ermeni kenti. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan bu tarihi kent, Ermenistan sınırında yer alıyor ve Tigran Honents Kilisesi, Ani Katedrali ve Anadolu’nun ilk camisi olan Menuçehr Camii gibi önemli yapılara ev sahipliği yapıyor.

 

   

 

Ani Antik Kenti’nin hemen girişinde ise Ocaklı köyü yer alıyor. Resmi ismi Ocaklı olsa da, köy sakinleri hala eski ismi olan Ani’yi kullanıyor. Antik kenti gezdikten sonra çıkışında sizi çocuklar bekliyor olacak. Onlarla konuşmanız bile onları çok mutlu ediyor, emin olabilirsiniz. Az ileride köyün bakkalı var, oradan alışveriş yapmak, belki çocuklara küçük hediyeler almak, hem çocukları sevindirir hem de köyün küçük işletmesine fayda sağlayabilir. Bir de köylüler, el yapımı ürünlerin satışını yapıyorlar. Sevdiklerinize belki küçük hediyeler de alabilirsiniz buralardan.

 

 

SARIKAMIŞ

Kayak merkeziyle ünlü olan Sarıkamış’ın kar kalitesinin çok iyi olduğunu hep duyuyordum ama bu defa bizzat deneyimleme imkanını yakaladım. Daha önce Alpler’de de kaymış olduğum için kesinlikle diyebilirim ki, Sarıkamış Kayak Merkezi’nde kar gerçekten Alpler’deki gibi yumuşacık. Üstelik çok uzun ve farklı seviyelere hitap eden pistleri de var. Kesinlikle çok daha ilgi görmesi gereken bir kayak merkezi. Tek ihtiyacı daha güzel bir çevre düzenlemesi ve daha çok beş yıldızlı oteller.

Kayak merkezinde çalışanların, özellikle de kayak hocalarının hemen hepsi Sarıkamış’ın yerlisi. Söylediklerine göre aileler çocuklarını kayak ve snowboard öğrenmeleri için teşvik ediyorlarmış. Çok hoşuma gitti ama yine de içimden tabii “Keşke, Fransa’da olduğu gibi, kayak merkezlerine yakın anaokulları ve ilkokullarında kayak dersleri verilse.” diye geçirdim. Ama yine de ailelerin, çocukların ve gençlerin bireysel ilgilerinin olması da çok güzel bir şey. Hatta dediler ki, Uludağ, Kartalkaya gibi birçok popüler kayak merkezindeki kayak hocalarının da birçoğu Sarıkamışlıymış. Umarım bir gün kayak hocalarının yanı sıra uluslararası müsabakalarda derece yapan sporcular da çıkar bu küçük ilçeden.

Sarıkamış’a kadar gidince kayak merkezi dışında mutlaka gidilmesi gereken yerlerin başında, Rus işgaline karşı 22 Aralık 1914 ile 15 Ocak 1915 tarihleri arasında düzenlenen Sarıkamış Harekatı’nda birçoğu -40 dereceyi bulan buz gibi havada donarak şehit düşen 60 bin askerimiz adına dikilen Sarıkamış Şehitleri Anıtı geliyor. Görülmesi gereken bir diğer yer ise taş ve ahşaptan oluşan etkileyici bir mimariye sahip olan Katerina Köşkü. Çar 2. Nikola’nın, oğlu Aleksi için 1896 yılında yaptırdığı bu köşk maalesef şu anda atıl durumda. Umarım burası da, Kars’ın merkezindeki tarihi binalar gibi en kısa zamanda değerlendirilir ve turizme kazandırılır.

 

  

 

ÇILDIR GÖLÜ

Hem Kars hem de Ardahan sınırları içinde yer alan Çıldır Gölü’nü diğer göllerden ayıran en önemli özelliği, kış aylarında tamamen buz tutması. Gölün buz tutan görüntüsü, görsel bir şölen sağlamanın yanı sıra ziyaretçileri için göl üstünde yürümek gibi ilginç deneyimler de sağlıyor.

Çıldır Gölü’nün buz tutmuş bu hali, yöre halkı için de aynı zamanda gelir kaynağı olmuş. Civardaki köylerde yaşayan halk, yazın hayvancılık ve tarımla uğraşsa da, sadece kendilerine yetecek kadar üretim yapabiliyor. Kışın ise atlı kızaklarla turistleri gezdirerek para kazanıyorlar. Gölde balıkçılık da yapılıyor. Göl henüz buz tutmadan ağlarını göle yerleştiren balıkçılar, kışın turistlerin gelmeye başlamasıyla gölde delikler açarak fotoğraf çeken turistler eşliğinde balık tutuyorlar ve göl kenarındaki küçük işletmelerinde turistlere lezzetli yemekler hazırlıyorlar.