Gelecek Turizmde Blog

10/28/2016

“Şu ağaçta yaşasaydık!” hayali gerçek olunca.

NİLAY ÖRNEK

 

“Şu ağaçta yaşasaydık!”

hayali gerçek olunca.

 

Balık tutan bir grup mimar hayal kuruyor: “Şu ağaçların üzerinde birer evimiz olsaydı, nasıl olurdu?”

O hayaller bugün gerçek. Doğa dostu, ödüllü birer mimari eser. İşte size, Tree Hotel!

 

Genel bir ismi olduğu için belki duymuşsunuzdur, Tree Hotel. İsveç'te, Harads adlı bir kasabada.

Harads, ormanlık bir alanda, nehir kenarında kurulmuş bir minik kasaba.

Adından da anlaşılabileceği gibi otel “biraz” ağaçlı.

Ama kendisini ya da fotoğraflarını gördüğünüz an, bir daha aklınızdan çıkmayacak kadar güzel. Bu sıra dışı otelin odaları, bugüne kadar pek çok turizm ve çevre ödülü aldı, pek çok dergi ve kitabın kapağını süsledi.

Peki niye, nasıl?

Anlatayım.

 

SADECE 6 TANE

Kent ile Biritta, İsveç’in kuzeyindeki Harads bölgesinde yaşayan bir çift.

20 yıl sağlık sektöründe çalışmış, hemşirelik yapmış Britta, bir gün geniş evlerini pansiyon olarak işletmeye karar veriyor. Doğayı korumayı dert edinmiş Kent de, itfaiyeciliğin yanı sıra nehirde balık tutanlara rehberlik ediyor. Kızları da onlara yardımcı oluyor.

İkisi de algısı güçlü insanlar.

Bir gün Kent, çok sık onların misafiri olan bir mimar ekibe mihmandarlık ediyor. Uzun balık bekleme süreleri malum, zaman geçmiyor; yemeler, içmeler, hikâyeler, muhabbetler derken.

Bir hayaldir kuruyorlar: “Şu ağaçların üzerinde birer evimiz olsaydı, nasıl olurdu?”

Ve o hayaller bugün gerçek. Doğa dostu, ödüllü birer mimari eser. Dünyanın en çevreci yapıları arasında isimleri geçiyor.

Çünkü dünyaca tanınan İskandinav mimarlar bu bölgede, ağaçların üzerinde, büyüklükleri 15 ile 30 metrekare arasında değişen altı tane, “eşi benzeri olmayan” oda tasarlamışlar.

 

Yemekler Brita'nın pansiyonu içindeki açık büfeden alınıyor. Brita, ekmekten etlere her şeyi kendi yapıyor. Ve çok lezzetli.

 

Odaların en güzel özelliklerinden biri şu; uyumak için yattığınızda, gökyüzünü ve yıldızları izleyebiliyorsunuz.

 

İçerideki her şey doğal malzemelerden yapılmış.

 

Otel, pek çok ödül aldığı gibi çevreci tavrıyla pek çok derginin de kapağı.

 

UFO DA VAR, KUŞ KAFESİ DE

“Otel odası” diyorum ama her biri bağımsız birer küçük ev, oda gibi.

Mesela “aynalı bir küp” şeklinde olan otel odası.

Bir tarafına gökyüzü, aşağısına toprak, yüzeyine ağaçlar yansıyor. Ormanın içinde var ama yok gibi; o kadar etkileyici, heybetli.

UFO adı verilenden merdiven iniyor ki, içine geçebilesin; “Kuş Kafesi” ise ormanın içinde kamufle olmuş; sessiz ve karanlık bir ortam isteyenlere.

Kuş, ağaç ve doğayla iç içe uyuyup uyandığın, gece yattığın yerden yıldızları izleyebildiğin bir yer.

Tuvaleti de beklenmedik; modern ve doğa dostu.

 

 

 

 

MUSLUKTAN SU İÇMEK

Oraya birlikte gittiğim bir arkadaşımın görüp de “Aaaa, bunlar hep Pinterest!” tepkisini verdiği, kartpostaldan çıkmış gibi duran bir ortam.

Şimdi Kent ile Britta, “Tree Hotel” adını verdikleri bu “rüyanın” başındalar.

Britta’nın pansiyonu o odaların buluşma noktası, yemekleri de harika. Orada da hâlâ kalınabiliyor.

Doğa dostu mimari bizlerin de başına.

Musluktan güvenle kana kana su içmeyi de özlemişim!