Gelecek Turizmde Blog

10/21/2016

Tahtakuşlar Köyü'nde bir etnografya müzesi

KEMAL KAYA

 

Edremit-Çanakkale yolunda Güre'yi geçince ilk sağdan Çamlıbel yoluna girdiğinizde sağınızdaki yol sizi Çamlıbel’e, solunuzdaki ise Tahtakuşlar köyüne ulaştırıyor. Orman içerisinde kıvrıla kıvrıla uzayan asfalt yolda 2 km ilerleyince; kendine münhasır adetleri olan, başlarında testileriyle defin yapılan, Hıdırellez’de mezarlarını gelin gibi süsleyen Alevi köyü Tahtakuşlar’da buluyorsunuz kendinizi.

Kazdağı’nın eteğinde kurulu Tahtakuşlar köyü, 130 haneli ve 600 nüfuslu şirin bir köy. Geçmişte göçebe olan Alevi Türkmen aşireti burada, köy yaşantısına ayak uydurmuş. Şamanizm ile Alevi geleneklerinin harmanlandığı köyde, Türkmen Alevileri Şaman adetlerini hala sürdürüyor. Tahtakuşlar, her ne kadar Alevi, Türkmen köyü olarak anılsa da köylülerin bazıları kendilerini hala Şaman olarak görüyor.

Moğol baskısı yüzünden 13. yüzyılda Orta Asya’dan Horasan’a geldiklerinde İslami baskıyla karşılaşıyorlar. Sünnilik onlara zor geldiğinden daha ılımlı olan Aleviliği seçiyorlar. Adana üzerinden Toroslara girdiklerinde orman ürünlerini işlemeye başlamış ve "Tahtacı Türkmeni" olarak anılmaya başlamışlar. Alevilikle Şaman geleneklerini birbirine harmanlamış, bugüne gelmişler.

Tahtakuşlar köyü; aydın, hoşgörülü, geleneklerine bağlı ve misafirperver insanların yaşadığı bir yer. Köye girdiğinizde belki de daha önce benzerini hiç görmediğiniz ilginç bir müze ile karşılaşıyorsunuz. Şamanizm’in yaşamın her alanına sinmiş sembolleriyle süslü geleneksel Türkmen giysileri, yün torbalar, kazayağı motifli para keseleri, at sırtı heybeleri, çocuk yelekleri, başa giyilen terlikler ve daha neler neler. Tahtakuşlar Alibey Kudar Etnografya Galerisi, Şaman kültüründen gelen Türkmenlerin atalarına ait unutulmuş bir mirası gözler önüne seriyor.

 

  

  

  

Galerinin kurucusu 1932 Tahtakuşlar köyü doğumlu 26 yıl öğretmenlik ve Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü yapmış Alibey Kudar. Savaştepe Köy Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra, 80’li yıllarda Akçay İlkokulu öğretmeniyken emekli olup köyüne yerleşiyor. Uzun yıllar boyunca araştırma ve derleme yaparak Şamanizm kültürüne ait inanç ve kültür varlıklarını bir araya topluyor. Ortaya Türkiye’nin İlk Özel Etnografya Müzesi çıkıyor ve 1991’den bu yana ailesi ile birlikte bu galeriyi yönetiyor. Burası ilk kez bir köyde kurulmuş sanat galerisi aynı zamanda.

Alibey Kudar, oğulları Orhan ve Selim Kudar, unutulmaya yüz tutmuş Türkmen kültürünün gönüllü temsilcileri. Galeride, Türkmenlere özgü giyim, ev eşyaları, aletleri, objeleri, halıları ve çadırları gibi pek çok eşya ile; el işi, sanat yapıtları, yazmalar, kolye ve nazarlıklar yer alıyor. Erkek yaban domuzunun dişleri ile üzerlik tohumu, incir, badem ve karanfilden yapılan nazarlıklar, göç ederken topladıkları deniz kabuklarıyla süslü bel bağları, Kazdağı köknarının kozalakları, saçı kısa olan kız çocuklarına takılan belikler ve daha fazlası müzede sergili.

 

 

Ardıç ağacından yapılan ve 1950'lere dek kullanılan Türkmen çadırı iskeletinden el dokuması kilimlere, kıyafetlerden günlük eşyalara kadar pek çok şey o zamanki yaşamı gözler önüne seriyor. Müzenin en ilgi çekici konuğu ise, 360 kilogram ağırlığı ve 197 santimetrelik boyutuyla dünyanın en büyük deniz kaplumbağası. Bildiğimiz caretta carettalardan farklı olan, yolunu şaşırmış ve karada nefes alamadığı için boğularak ölmüş bu kaplumbağanın sırtı tamamen deri.

1992'de Selim Turan Galerisi ve 1994'te kütüphane açılarak galeri zenginleştiriliyor. Türkmen sanatına ait örneklerin yanı sıra, resim ve el sanatları sergileri düzenlenmesine de önayak olmuş. Müzede Nijerya, Türkmenistan ve Avustralya’dan gönderilmiş objeler de sergileniyor. Haftanın hemen her günü gezilebilen müzenin girişinde pek çok otantik eşyanın, Kaz Dağları'nda yetişen bitki ve şifalı otların, satışa sunulduğu bir bölüm de var.

Edremit Körfezi'nin mavisi ile sırtını yasladığı kutsal dağların yeşilinin içine saklanmış görülesi bir köy burası. Hazır Tahtakuşlar'a kadar gelmişken köyün mezarlığına da uğrayın. Kazdağı'nın Ege'ye bakan bir yamacındaki mezarlıkta ünlü saz şairi ve bağlama üstadı Ali Ekber Çiçek’in de mezarı bulunuyor.

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi doğanın seslerine bırakın.