Gelecek Turizmde Blog

8/12/2016

Biz niye tarihi restoranlar turu yapmıyoruz?

NİLAY ÖRNEK

Yurtdışında gezerken keyif almakla birlikte bir taraftan da hayıflanıyorum.

“Biz niye yapamıyoruz?”, “Bizde daha iyileri var”, “Ah keşke biz de böyle tanıtabilsek, koruyabilsek” sızlanmalarıyla geçiyor gezilerim.

Şimdi size, bir şekilde başlayan ve sonra dallanıp budaklanan bir İspanyol projesinden bahsedeceğim. Ve sonra bizim tarihi restoranlarımızdan bahsedeceğim size ve okurken siz de düşüneceksiniz biz niye yapmıyoruz?

HARİKA BİR BİRLİK

İspanya’nın başkenti Madrid’de yaşı 100’ü aşmış olan, tamamen yerel malzeme kullanan ve geleneksel Madrid mutfağını uygulayan 12 restoran, 2008’de bir dernek kurdu.

Restoranlar ortak bir internet sitesi yaptı, kendilerini anlatan bir haritalı broşür bastırdı ve şimdi bu restoranlara Türkiye’den özel gurme turlar bile düzenleniyor.

Tabii asırlardır var olan, babadan, oğula, toruna hatta onların torunlarına geçen restoranların bu kadar yıl ayakta kalmasının, bugüne dek direnmelerinin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Ama mesala şöyle yazıyor birinin broşüründe:

“Taverna Antonio Sanchez, 1884 yılından bu yana orijinal dekorunu, antika mobilyalarını, çinko barını, ayna ve lambalarını, en önemlisi belli başlı lezzetlerini korumaktadır. Duvarlarda göreceğiniz boğa başı heykelleri de yine mekanın ilk günlerinden beri vardır. Mekan da adını, sahibinin matador oğlundan alır. Burası yüzyılı aşkın süreyle ressam ve yazarların, boğa savaşçılarının, Madridlilerin uğrak yeri olmuştur…”

BİRİ FİKİR Mİ DEDİ?

Bizde bu, yani başarılı bir restoranın uzun yıllar ayakta kalma ihtimali ‘şıp’ diye sayabileceğim nedenlerle çok zor.

Hatta ben İstanbul’da yaşı 100’ü aşan çok az restoran sayabiliyorum.

Ama bu konuda bir kitap imdada yetişiyor.

Oğuz Erkara, aslen bir tıp doktoru. Kendini ‘gurme’ olarak nitelendirmese de meraklı biri, özellikle de tarihe ve restoranlara.

2010 yılında Cinius Yayınları tarafından yayımlanan ‘100 Tarihi Lokanta’ adlı kitabı zihin açıcı. Bilgi verici.

Benim turizm şirketim olsa bu kitap mihmandarlığında turlar düzenlerdim. Hatta kendi kendime o turu yapmayı bile düşünüyorum J

Tabii aradan geçen 6 yılda maalesef kapanan restoranlar olduğunu da hesaba katarak o restoranlardan bazılarına bakalım;

O TURU NERELERE YAPACAKSINIZ?

Kitapta mekanlar en eskiden yeniye göre sıralanmış. Kitapta yer alan bazı meşhur adresler şöyle:

* En eski lokanta tarihi 1833’e dayanan Isparta’daki Hacıbenlioğlu Kebap.

* En yenisiyse 1966 tarihli Çeşme’deki Kumrucu Hüseyin.

  • Balıkçı Sabahattin,
  • Cumhuriyet Lokantası,
  • Develi Kebap,
  • Hacı Abdullah,
  • Hacıbey, Hünkar,
  • İsmet Baba,
  • Kanaat,
  • Krepen’deki İmroz,
  • Liman Lokantası,
  • Lale İşkembecisi,
  • Konyalı,
  • Pandeli,
  • Refik,
  • Rejans,
  • Safa Meyhanesi,
  • Uludağ Et Lokantası,
  • Tatbak,
  • Tarihi Karaköy Balıkçısı,
  • Tarihi Sultanahmet Köftecisi,
  • Yanyalı Fehmi Lokantası,
  • Meşhur Filibe Köftecisi,
  • İmam Çağdaş ve
  • Beyti.

 

Diğer bazı lokantalar da şöyle…

 

  • 100 yıldır aynı masaları kullanan lokanta (Aşçı Bacaksız-Afyon),
  • Hakkında şarkı yazılan lokanta (Despina Meyhanesi-Kurtuluş),
  • Kebabı metreyle satan lokanta (Hasan Kolcuoğlu Restoran-Adana, artık İstanbul’da da şubeleri var),
  • Adını Atatürk’ün koyduğu lokanta (İkbal-Afyon)
  • Maria Callas’ın küçücük bir kızken arya söylediği lokanta (Körfez-Bodrum).

Kitabın ilk baskısında yer almayan ama tarihi diğer restoranlardan bazı örnekler ise…

  • Tarihi Emirşeyh Köftecisi (Erzurum),
  • Güzelyurt Restoran (Erzurum),
  • Gülcemal Kebap (Manisa),
  • Agop’un Yeri (İstanbul),
  • Kalpazankaya (İstanbul),
  • Güler Osmanlı Mutfağı (İstanbul) ve
  • Kervan Humus (Tarsus).

Tarihin izleriyle o restoranlardan bazıları:

      

BEYTİ                                                LALE İŞKEMBECİSİ                           PANDELİ

 

     

REFİK                                                               SAFA MEYHANESİ